<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Adnan:Alper:Demirci &#187; Günlük</title>
	<atom:link href="http://blog.alperdemirci.com/kategori/gunluk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://blog.alperdemirci.com</link>
	<description>Internet günlüğü, kişisel alan.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 18 Nov 2010 22:59:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Şahsımdan Son Haberler</title>
		<link>http://blog.alperdemirci.com/sahsimdan-son-haberler/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=sahsimdan-son-haberler</link>
		<comments>http://blog.alperdemirci.com/sahsimdan-son-haberler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Mar 2010 19:17:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Alper</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günlük]]></category>
		<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[dergi]]></category>
		<category><![CDATA[headbang]]></category>
		<category><![CDATA[sonisphere]]></category>
		<category><![CDATA[unirock]]></category>
		<category><![CDATA[yazı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.alperdemirci.com/?p=93</guid>
		<description><![CDATA[Günlük dile gelir: &#8220;Neredesin sen 1 aydan fazladır? Kuruttun gittin buraları! Madem yazmayacan niye açıyon?&#8221; Bahane gecikmez: &#8220;Vallaha dergi kilitledi beni 1,5 aydır!&#8221; Günlük altta kalmaz: &#8220;Sus cevap verme, başkası yazı isteyince hemen yazmasını biliyon&#8221; Şahsım hazırcevap bir kişiliğe bürünür: &#8220;Ama sen beni yazsam da yazmasam da, iyi de yazsam kötü de yazsam her halimle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Günlük dile gelir: &#8220;Neredesin sen 1 aydan fazladır? Kuruttun gittin buraları! Madem yazmayacan niye açıyon?&#8221; Bahane gecikmez: &#8220;Vallaha dergi kilitledi beni 1,5 aydır!&#8221; Günlük altta kalmaz: &#8220;Sus cevap verme, başkası yazı isteyince hemen yazmasını biliyon&#8221; Şahsım hazırcevap bir kişiliğe bürünür: &#8220;Ama sen beni yazsam da yazmasam da, iyi de yazsam kötü de yazsam her halimle kabul ediyorsun ki!&#8221; Günlük yumuşar, ama bu yazı yayınlanana kadar her an WordPress&#8217;in ya da sunucunun bozulacağı korkusuyla yazmaya devam ederim (bana tavır koyacak ya &#8220;ben de yayınlamıyorum, benim profesyonel yayınlardan eksiğim ne!?&#8221; diye).</p>
<div id="attachment_96" class="wp-caption alignright" style="width: 210px"><a href="http://blog.alperdemirci.com/wp-content/uploads/2010/03/46.jpg" rel="lightbox[93]"><img class="size-medium wp-image-96" title="Boo! 46. sayı" src="http://blog.alperdemirci.com/wp-content/uploads/2010/03/46-200x230.jpg" alt="Boo! 46. sayı" width="200" height="230" /></a><p class="wp-caption-text">Son sayının kapağı</p></div>
<p>4 yıllık evladım <a href="http://www.boodergi.com" target="_blank">Boo!</a>&#8216;nun aktif yayınının sona ermesiyle birlikte nihayet özgürüm. Üzgün müyüm, evet biraz. Ama bitiş şeklinden ötürü de aslında üzgünden ziyade sevinçliyim :F Şu son 3 eksik sayıyı ardarda çıkarmak çok zorladı beni. Hele son sayı, kilitledi resmen. Harıl harıl meşgul olmamama rağmen hiçbir şey yapamadım. İşte şimdi dergiyi de başımdan atmışken kendimi çok daha özgür hissediyorum. Dergiyle ilgili yapacağım şeyler bitmedi, 47 ve 48 numaralı derleme sayıları hazırlayacağım, sitesini ve dergi okuma alanını elden geçireceğim, ilk 6 sayıyı yeniden düzenleyip Flash tasarıma aktaracağım, ilk 30 sayıyı yeni kodlanmış tasarım şablonuna aktaracağım, benim hazırlamadığım tüm sayıların imla ve dizgi hatalarını düzelteceğim&#8230; Hatta tasarımını beğenmediklerimin tasarımını tekrar yaparım belki. Abartmıyorum azizim, sonuçta her zaman bakılabilecek ve güncellenebilecek bir ortamda çalışıyoruz. Ama işte bunları yaz mevsiminden önce yapmam! Benden böyle bir şey istemeyiniz&#8230;</p>
<div id="attachment_98" class="wp-caption alignleft" style="width: 110px"><a href="http://blog.alperdemirci.com/wp-content/uploads/2010/03/hbmart2010.jpg" rel="lightbox[93]"><img class="size-thumbnail wp-image-98" title="Headbang Mart 2010 kapağı" src="http://blog.alperdemirci.com/wp-content/uploads/2010/03/hbmart2010-100x142.jpg" alt="Headbang Mart 2010 kapağı" width="100" height="142" /></a><p class="wp-caption-text">Headbang</p></div>
<p>Hayatımda Boo!&#8217;dan boşalan yer, <a href="http://www.headbang.com.tr/" target="_blank">Headbang</a> dergisinde serbest yazarlık ile kısmen dolacak zannediyorum ki. Kendime &#8220;Amatör hobisel dergi-yazı işleri yeter, artık piyasada yayınlanan dergilere bakınmalısın&#8221; deyip başvurabileceğim dergileri düşündüm. Aklıma İzmir&#8217;de yerel kültür-sanat dergisi bulmak gelse de, sonradan yazmakta şu sıralar kendimi en rahat hissettiğim mevzu olan heavy metalden ötürü, ülkemizin yegane düzenli basılı heavy metal yayını Headbang&#8217;e serbest yazarlık için başvurdum. Kabul edildim, eğer bir aksilik olmazsa Nisan sayısından itibaren artık Headbang sayfalarında yer alacağım.</p>
<p>Sınıfı geçmek bu sefer geçen seneden daha zor olacak. Henüz kendimde bir gaza basma durumu da göremedim ama çıkmadık candan ümit kesilmez. Öncesinden farklı olarak, artık bazı mühim günlerde okula arabayla gidip gelebiliyorum. Kaset arşivime gün doğdu.</p>
<div id="attachment_94" class="wp-caption alignright" style="width: 210px"><a href="http://blog.alperdemirci.com/wp-content/uploads/2010/03/uni3draft.jpg" rel="lightbox[93]"><img class="size-medium wp-image-94" title="Bu gruplara bir de Nevermore dahil" src="http://blog.alperdemirci.com/wp-content/uploads/2010/03/uni3draft-200x150.jpg" alt="Unirock Festival 2010" width="200" height="150" /></a><p class="wp-caption-text">Unirock Festival 2010</p></div>
<p>Bu yaz <a href="http://www.facebook.com/event.php?eid=232389894072" target="_blank">Unirock</a> festivaline kesin gidiyorum, Overkill&#8217;i de sahne önünden izliyorum! <a href="http://tr.sonispherefestivals.com/" target="_blank">Sonisphere</a>&#8216;e gidip gitmeyeceğim henüz kesin değil. Gitsem 3 gün mü yoksa 1 gün mü (Metallica gününe) gideceğim belli değil (aslında belli sayılır :P). Sonisphere&#8217;e gittim diyelim, tekrar İzmir&#8217;e gelip 5 gün sonra yine mi İstanbul&#8217;a gideceğim, o da belli değil. Gitsem kalacak yer nasıl ayarlanır, yanında kalacak arkadaş bulunur mu, gitmezsem Unirock&#8217;ta 3 gün otelde mi kalırım henüz hiçbiri belli değil. Bu belirsizlik nedeniyle şimdiden uçak bileti ayırtmaktan da vazgeçtim. Hayırlısı bakalım, zaten hayatta kaç defa konsere gidiyorum? :P</p>
<div id="attachment_100" class="wp-caption alignright" style="width: 210px"><a href="http://blog.alperdemirci.com/wp-content/uploads/2010/03/Soni-tk-wkd-black2.jpg" rel="lightbox[93]"><img class="size-medium wp-image-100 " title="Sonisphere 2010 Türkiye Ayağı" src="http://blog.alperdemirci.com/wp-content/uploads/2010/03/Soni-tk-wkd-black2-200x285.jpg" alt="Sonisphere 2010 Türkiye Ayağı" width="200" height="285" /></a><p class="wp-caption-text">Bunu da ekleyelim eksik kalmasın :P</p></div>
<p>Bir bitiş haberi de İtalyanca kursundan geliyor. Mart ayı sonunda kurs bitecek ve 8. kur sınavına gireceğiz. Bölüm sonu canavarı olarak kurumun başındaki İtalyan müdire bizi sözlü yapacakmış, hocamız yerine. Senli benli konuşmaya alışmışız, en çok sizli bizli konuşmak zorlayacak bizi. Üstelik bir daha kur parası vermeyeceğimiz için notları şişirmeyeceklerdir, geçirigeçirivermeyeceklerdir öğrencileri. Neyse, sonuçta ben temelimi kurdum. İleride lazım olursa maaşımla hızlandırılmışına gidip üzerine çok daha sağlam versiyonunu kurarım. Çok güzel, gülmekten ömrüme ömür katan arkadaşlar edindim orada, umarım ileride görüşmeye devam etmek nasip olur.</p>
<p>Önümüzdeki günlerden itibaren buraya yazmaya da eskisi gibi devam edeceğim. Gerçi şimdilik 3-5 kişilik arkadaş çevresi dışında okur kitlem yok ama, işte tekrar düzenli yazmaya başladığımda, üstelik bunlar böyle kişisel zımbırtılar olmadıkça, işte o zaman yazı yazmam birkaç amacından birine ulaşmış olacak. Hadi yine iyisin Günlük, yazıyorum sana :P</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.alperdemirci.com/sahsimdan-son-haberler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cepten Yeme Ritüelleri</title>
		<link>http://blog.alperdemirci.com/cepten-yeme-rituelleri/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=cepten-yeme-rituelleri</link>
		<comments>http://blog.alperdemirci.com/cepten-yeme-rituelleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Feb 2010 16:36:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Alper</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günlük]]></category>
		<category><![CDATA[analiz]]></category>
		<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[cep]]></category>
		<category><![CDATA[yazı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.alperdemirci.com/?p=69</guid>
		<description><![CDATA[Güya şu aralar tatildeyim, kafamı dinleyip zihnimi ikinci döneme hazırlamam gerekir. Ama bunu 3 haftadır bir türlü beceremedim. Buradaki blogu ele alalım. Final zamanında onca (birine hiç çalışmamakla birlikte 7 tane) sınavın arasında şakkıdı şukkudu yazılar yazabilirken tatile girdiğimde burayı boşlamamın nedeni neydi? Bilgisayara yaklaştıkça üretkenliğim mi azalıyor? Ne iş? Ne ayak? Bilgisayardan uzaklaştıkça üretkenliğimin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Güya şu aralar tatildeyim, kafamı dinleyip zihnimi ikinci döneme hazırlamam gerekir. Ama bunu 3 haftadır bir türlü beceremedim. Buradaki blogu ele alalım. Final zamanında onca (birine hiç çalışmamakla birlikte 7 tane) sınavın arasında şakkıdı şukkudu yazılar yazabilirken tatile girdiğimde burayı boşlamamın nedeni neydi? Bilgisayara yaklaştıkça üretkenliğim mi azalıyor? Ne iş? Ne ayak?</p>
<p>Bilgisayardan uzaklaştıkça üretkenliğimin artması aslında düşününce yerinde bir tespit gibi görünüyor. Bilgisayardan azami düzeyde uzak geçirdiğim Aralık ayında kafamda yazılacak binbir adet yazı uçuşuyordu. Karşımda, çevreye saçtığım ve sürekli etkileşim içinde olduğum beyin dalgalarımı emen bir monitör yoktu. Teknolojiyle olan tek yakınlığım, 9 yıllık telefonum, 4.5 yıllık müzikçalarım, 1.5 yıllık PSP cihazım ve acil durumlarda el koyduğum, ablamın en az 6 yıllık dizüstü bilgisayarıydı. PSP&#8217;yi kırdırmadığımı, <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Netfront" target="_blank">kendi internet tarayıcısının</a> ne kadar dandik olduğunu, dizüstü bilgisayarlara bellek takviyesi dışında pek yükseltme yapılamadığını düşünürsek halimin teknol0jik açından nice olduğu belli olmuştur zannediyorum. Sonra Ocak ayı başında bilgisayarım geri döndü ama bu sefer sınavlar yüzünden şimdiki gibi 7-14 çalışmadığını düşünürsek (ortalama 10 saat uyuyorum) söylediğim teoriyi destekleyen bir durum oluştuğunu söyleyebiliriz. O dönemde Aralık ayındaki kadar yazılar kafamda uçuşmasa da, en azından 2-3 günde bir yazı çıkarabilecek durumda idim.</p>
<p>Aklıma şu anda bir başka teori daha geliyor: Okul ne kadar ağır olursa zihnim yazı yazmak için o kadar fazla çalışıyor. Okul zihnimi mi açıyor? Yoksa dersten kaytarmak için mi aklım yazılara gidiyor? Bunu ben bile net bir şekilde cevaplayamam ama sanki ikinci şık daha hakiki gibi geliyor :P Aralık ayındaki performansım hiç şüphesiz Ocak ayındaki finallerden daha önemliydi ve üzerimde daha büyük bir baskı oluşturuyordu. Bu esnada kağıda not almasam da kafamdan zibilyon tane yazı geçti, finallere gelince baskı varlığını sürdürse de biraz hafifledi, 2-3 günde bir yazdım. Tatile gelince de hiç baskı kalmadığı için bir serdim ki o seriş! Hmm mantıklı bu da.</p>
<p>Başka önerisi olan? Evet yine ben. Tatilin ilk iki haftası günlük hayatımda birtakım kişisel sıkıntılar yaşadım, bunlar üretkenliğimi etkilemiş olabilir. Kendimi oyuna verdim. Günde ortalama 2-3 defa 48 dakikalık <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Nba_2k10" target="_blank">NBA</a> maçı yapıyordum. N&#8217;içün? Oyundaki takvimle gerçek hayattaki takvim tatilimin sonunda denkleşsin, böylece tatilden sonra oyunun gösterdiği tarihlerde oynayabileyim diye. Oyundan arta kalan zamanlarda gayet yazı yazabilirdim, ama bu sefer de başıma iş aldım. Boo!&#8217;nun içerikleri hazır 3 adet eksik sayısı vardı. <a href="http://www.boodergi.com/2010/01/14/aciklamaca/" target="_blank">Bunları hazırlamak boynumuzun borcuydu</a>. Ali&#8217;ye kalsa işi gücü derken daha çok bekleriz diye tatil vakti ben tamamlayayım dedim. Hedefim her hafta 1 sayı bitirmekti ama, yine tutturamadım tabi ki. Şu yazıyı yazdığım sırada Temmuz sayısının yazıları yayına hazır, Eylül sayısının ise yarısının bittiğini söyleyebilirim. Ekim sayısının da güdük içerikli olduğunu düşünürsek Temmuz ve Eylül&#8217;ü bu haftasonu, Ekim&#8217;i de sonraki haftasonu yayına sokmayı planlıyorum.</p>
<p>Hah işte giderayak yine yedi beni Boo! dergisi. Bence yazı yazamamamın en büyük sebebi Boo!&#8217;nun yazılarını yayına hazırlamamdır. Ama şikayetçi miyim? Değilim, oyun oyun diye tutturmasam bu kadar sarkıtmazdım. Yalnız üstüne Genç Turkcell&#8217;in <a href="http://gnctrkcll.turkcell.com.tr/kampanyalar/gnctrkcll-1-2-oyun-taktigi-uygula-" target="_blank">kampanyasıyla</a> 180 liralık 3 oyunu 60 liraya aldım. Neler yapacağım bilemiyorum :F</p>
<p>Önümüzdeki en az 2 hafta blog için üretken davranamamaya devam edebilirim bütün bu saydığım şeyler yüzünden. O yüzden ilk başta soğuk baktığım cepten yeme olayına yarın başlıyorum. Yalnız bu olay niye geçen hafta aklıma gelmedi yav? <a href="http://blog.alperdemirci.com/2-8047de-gecen-ay-ocak-2010/" target="_blank">Bundan önceki yazımı</a> 1 Şubat&#8217;ta yazmışım ki o da rapor mahiyetli bir yazıydı. <a href="http://blog.alperdemirci.com/gunluksel-dusunceler/" target="_blank">Ondan önceki yazı</a> da 27 Ocak&#8217;ta yazılmış, o da rapor mahiyetli. N&#8217;oluyoz Alper? Söyle diğer kişiliklerin Adnan&#8217;a ve Demirci&#8217;ye, uyumasınlar! Ya da uyanmak için çok geç kalmasınlar. Yarından itibaren cepten yemeye başla. Ama 2 günde bir değil, günde bir yazı ekle ki aradaki boş gün fazlalığını kurtarmış olalım. İşi bilecen yeğenim.</p>
<p>Olay daha fazla monologa dönüşmeden burada keseyim, yarından itibaren birkaç gün eskiden Boo! için yazdığım yazılarla görüşmek üzere.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.alperdemirci.com/cepten-yeme-rituelleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Günlüksel Düşünceler</title>
		<link>http://blog.alperdemirci.com/gunluksel-dusunceler/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=gunluksel-dusunceler</link>
		<comments>http://blog.alperdemirci.com/gunluksel-dusunceler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2010 13:36:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Alper</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günlük]]></category>
		<category><![CDATA[analiz]]></category>
		<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[plan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.alperdemirci.com/?p=41</guid>
		<description><![CDATA[Bu sefer yazacaklarım normalde yazdıklarımdan biraz daha farklı olacak. Bir aydan az bir süredir yürüttüğüm bu internet günlüğü üzerine sesli düşünüp, durum değerlendirmeleri yapacağım. Dolayısıyla biraz kişisel bir yazı olacak. Ama blog yazan ya da yazmaya yeni başlayacak olanlar için de ilham verici düşünceler olacaktır diye tahmin ediyorum. Yine de garantisini vermeyeyim tabi, şu anda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu sefer yazacaklarım normalde yazdıklarımdan biraz daha farklı olacak. Bir aydan az bir süredir yürüttüğüm bu internet günlüğü üzerine sesli düşünüp, durum değerlendirmeleri yapacağım. Dolayısıyla biraz kişisel bir yazı olacak. Ama blog yazan ya da yazmaya yeni başlayacak olanlar için de ilham verici düşünceler olacaktır diye tahmin ediyorum. Yine de garantisini vermeyeyim tabi, şu anda tamamen doğaçlama yazıyorum. Normalde 1000 kelime civarını aştıktan sonra kendime şöyle bir &#8220;dur&#8221; derim, ama bu sefer bunu yapmayacağım. Gittiği yere kadar. Bu yazının amacı okunmak değil zaten, duyurusunu da yapmayacağım.</p>
<p>İşe istatistiklerden başlayalım. Blogdaki en eski yazı 1 Ocak tarihli olsa da, burayı ilk defa duyurup istatistik tutmaya başladığım gün, 12 Ocak&#8217;tı. O günden bugüne, bugün hariç, 90 farklı kişiden 127 adet ziyaret gelmiş. Sayfalara ortalama 1 dakika 40 saniye bakılmış. Anasayfa, kategori sayfaları gibi uzun süre durulmayacak sayfaları da hesaba katarsak güzel bir süre, insanlar okuyor demek ki. Grafik biraz testere şeklinde, yükselen kısımları yeni yazı yazdığım, dolayısıyla onları duyurduğum zamanlar gerçekleşiyor. Henüz arama motorlarının faydasını görmedim, <a href="http://ikiseksenvirgulkirkyedi.blogspot.com/" target="_blank">2.80,47</a> adlı albüm incelemesi blogumun aksine. Orası sadece arama motorlarıyla, ayda 120-130 ziyaret çekebiliyor. Bunda içerik miktarının ve çeşidinin büyük etkisi var tabi ki. İnsanlar muhtemelen albüm indirmek için arama yapıyor, ancak karşılarına albüm incelemesi çıkıyor. Ayrıca yabancı albümler yabancı insanların da aramayla oraya gelmesi demek, hiçbir şey anlamadan geri çıkması demek. Buranın arama motorlarıyla daha dost olması için değişik alanlardan içeriği genişletmem şart.</p>
<p>Bu internet günlüğü için şu andaki durumu &#8220;karanlık dönem&#8221; olarak nitelendiriyorum. Kötülemek için değil, hakikaten karanlıkta olduğu için. Burayı ve yeni yazılarımı henüz sadece tanıdığım insanlara duyuruyorum. Facebook&#8217;ta durum güncellemesi, MSN Messenger&#8217;da kişisel ileti ve <a href="http://friendfeed.com/slayerrrr" target="_blank">FriendFeed</a>&#8216;de otomatik olarak gelen yazı bağlantıları&#8230; Bu sayede burayı ziyaret edenler şimdilik neredeyse sadece tanıdığım insanlar. Bu yazı yazıldığında bu siteye yapılan toplam üç yorum da tanıdığım insanlar tarafından yapıldı. İçinde bulunduğum dönemi &#8220;gizli yayılma&#8221; şeklinde adlandırabilirim. Burayı <a href="http://twitter.com/hakikislayerrrr" target="_blank">Twitter</a>&#8216;da duyurmuyorum çünkü orayı anasayfada &#8220;Ufak Günlük&#8221; bölümünde, mikroblog işlevini yerine getirmesi için kullanıyorum. O yüzden oradan bu sitedeki yazıları paylaşıp durmak saçma olurdu. Ne zaman tanıdığım insanların dışına çıkacak burası? İçerik biraz daha genişlediğinde ve yapılacaklar listesinde belirlediğim bazı gerekli düzenlemeler hallolduğunda duyurmayı düşünüyorum. Böylece &#8220;karanlık dönem&#8221;den başka bir döneme geçmiş olacak. Peki nasıl duyurabilirim bu blogu dışarıda? Herhangi bir foruma yazınca 1-2 gün içinde, hiç cevap almadan geri sayfalara düşecek konu. Takıldığım forumlara konu açmak gereksiz, ama tabi ki blog adreslerinin paylaşılması için açılmış konulara yazmamak olmaz.</p>
<p>İnsanın kendi blogunu yayabilmesi için oldukça katılımcı olması lazım. Denk geldiği ve beğendiği birkaç bloga içi dolu yorumlar yapması lazım. Bu şekilde süreklilik sağlanırsa blog yazarları arasında bir arkadaşlık da gelişecektir. Çevre genişleyecektir. Bu da daha çok kişiye ses duyurabilmek anlamına gelebilir. Kişisel bloglara düzenli sıklıkta, içi dolu yorumlar yapacak kadar sabır yoksa, <a href="http://www.bildirgec.org/" target="_blank">Bildirgeç</a>, <a href="http://www.hafif.org/" target="_blank">Hafif</a> gibi umumi blogları takip ederek oralara yorumlarla katkıda bulunulabilir, mesajın sonunda yer alacak olan imzaya blogun adresi verilerek çok olmasa bile azımsanmayacak ziyaretler alınabilir. Örneğin bir zamanlar Bildirgeç&#8217;i takip edip yorumlar yazardım, imzamdaki bağlantıdan <a href="http://www.boodergi.com/" target="_blank">Boo! </a>dergisine gelen bol miktarda ziyaret oldu. Dolayısıyla imza özelliği olan, yorum sitelerine (bunlar forumlar da olabilir) aktif olarak katılmakta fayda var.</p>
<p>Siteye ilk defa giren kişilerin siteden haberdar olmasını sağlamak lazım. Sağ üstte ufak bir <a href="http://blog.alperdemirci.com/feed/">RSS</a> butonu var ancak çok zor görüldüğü için sitenin trafiği yüksek olsa bile pek abone olan olmayacaktır. Onu sağdaki sütuna daha büyük şekilde kopyalamakta yarar var sanırım. Bir adet de <a href="http://www.feedburner.com/" target="_blank">FeedBurner</a> olayı yerleştirmek gerekebilir. Bunları daha sonra düşüneceğim.</p>
<p>Biraz içeriğe göz atalım. Yuvarlak hesap yaparsak, blogu duyurduğumdan beri haftada ortalama 3 yazı yazıyorum. Bunlar pazartesi, çarşamba ve cuma günleri oluyor. Bu miktarı dörde, hatta beşe bile çıkarabilirim aslında. Hani karanlık dönemdeyim ya, ondan biraz ağırdan alıyorum diyelim. Toplamda 7 adet kategori tasarlamıştım, şimdilik 6 tanesinde yazı mevcut. Yedinciyi ekleyince yukarıya sığmayacak sanırım, ondan bazı kategori isimlerini kısaltmam gerekebilir, &#8220;H. Metal&#8221; gibi. Henüz kafama estiği konularda yazıyorum, bir defterin karşılıklı iki sayfasına yazabileceğim konu başlıklarını kategorilere göre ayırarak listeledim. Bazen oradan seçiyorum, bazen de orada olmayan şeyleri yazıyorum. Ama bir şekilde bu dağınıklıktan kurtulmam lazım. Bunun üstesinden belirli günlere belirli tarzlarda yazı yazarak gelebileceğimi tahmin ediyorum. Örneğin her pazartesi bir internet sitesi incelemesi yer alabilir (tahminime göre rağbet de görebilir). Çarşambaya bir inceleme/izlenim yazısı yerleştireyim, bu bir oyun olur, kitap olur, dergi olur, film olur, tiyatro oyunu olur&#8230; Perşembe günü boş olsun, okul zamanı 2 haftada bir sınav arifesi oluyor çünkü. Cuma günü eğitsel bir yazı olabilir, fotoğraf hakkında ya da yazılımlar hakkında. Cumartesileri genelde dışarıda oluyorum, ondan bir şey yazamam diye tahmin ediyorum. Pazar günleri de genellikle rahat geçtiği için o günler biraz daha ağır, araştırmaya dayalı yazılar yazabilirim mesela. Salı günü kaldı, onu da keyfim bilsin. Böyle bir plan yapılabilir, ama burası kişisel bir ortam, o yüzden bu plana mutlaka sadık kalınmalı diye bir şey yok. Ama bu şekilde daha düzenli gelişecektir diye tahmin ediyorum bu blogu. Birkaç ay içerisinde sağlam içerikli bir blog haline gelecektir. Ziyaretten ziyade, yazı yazmak konusundaki kişisel gelişimime önem veriyorum ama, yine de umarım yeterince düzenli takipçileri olacaktır. Ne olursa olsun, motivasyon açısından önemi yadsınamaz.</p>
<p>Bugünlük söyleyeceklerim bu kadar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.alperdemirci.com/gunluksel-dusunceler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Önsöz</title>
		<link>http://blog.alperdemirci.com/onsoz/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=onsoz</link>
		<comments>http://blog.alperdemirci.com/onsoz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jan 2010 19:41:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Alper</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günlük]]></category>
		<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[önsöz]]></category>
		<category><![CDATA[plan]]></category>
		<category><![CDATA[uslup]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.alperdemirci.com/?p=1</guid>
		<description><![CDATA[Kitaplarda, dergilerde (her ne kadar adı değişip “editörden” köşesine çevrilse de), diğer basılı yayınlarda yer alan önsöz, “ön” denmesine rağmen, benim bildiğim kadarıyla her zaman en son yazılan yazı olur. Sona bırakılması önemsiz olduğundan değil, açtığı yayınların hep bir sonunun olmasından ötürü. Bir son sayfa hep var, bu son sayfaya kadar önsözde yazılabilecek kim bilir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kitaplarda, dergilerde (her ne kadar adı değişip “editörden” köşesine çevrilse de), diğer basılı yayınlarda yer alan önsöz, “ön” denmesine rağmen, benim bildiğim kadarıyla her zaman en son yazılan yazı olur. Sona bırakılması önemsiz olduğundan değil, açtığı yayınların hep bir sonunun olmasından ötürü. Bir son sayfa hep var, bu son sayfaya kadar önsözde yazılabilecek kim bilir ne olaylar olacak? Beklet işte kaçmıyor ya!</p>
<p>Bir internet günlüğüne (alıştığımız adıyla “blog”) önsöz yazmak, şimdi değindiğim şeylerle ne kadar da zıt oldu. Blogun sonu yok ki, sıkılıncaya ya da yazamaz hale gelene kadar yazmaya devam ederiz. O çeşit bir sona gelindiğindeyse zaten okur sayısı çoktan düşmüş olacak, ya da günlüğün bulunduğu site üç vakte kadar erişilemez olacaktır. O yüzden önsöz, isminin hakkını en güzel, sonu belli olmayan böyle uğraşlara kondurulduğunda vermekte.</p>
<p>Bloglara yazılan ilk yazı genelde farkında olunsa da olunmasa da, bir önsözdür. Başlığı genelde “Merhaba Dünya” olur. Bu klişeyi zamanında Dokuz Eylül Üniversitesi Fotoğraf Topluluğu’nun (DEFOT) <a href="http://www.defot.org" target="_blank">sitesinin</a> açılış <a href="http://www.defot.org/2008/09/27/merhaba-dunya/" target="_blank">yazısı</a>nı yazarken uygulamıştım, o yüzden burada da tekrarlamıyorum :)</p>
<p>Önsöz üzerine deneme yapmayı bırakalım da, bu internet günlüğü ile ilgili konuşalım. Nereden çıkmış, nereden esmiş…</p>
<p>Kişisel bir blog açmak son 1-2 yıldır kafamda olsa da, aklımdaki şey daha çok, kartvizit amaçlı kullanacağım bir siteydi. Tabi “bu zamanda kim benimle iş yapar (mezun değilim bir şey değilim)?” diyerek istersem en az 2 yıl daha erteleyebilirdim. Fikrimi değiştirense, sevgili Aydın Boysan’ın “Uzun Yaşamanın Sırrı” kitabını okumaya başlamak oldu. Kitap adeta sonradan kitaplaştırılmış blog yazılarından oluşuyormuş izlenimi bırakıyordu. Kısa kısa yazılar, 10 küsur ana başlık altında toplanmış… Kitap okumak üzerine yazdıkları sayesinde yavaş yavaş düzenli kitap okuma alışkanlığı edinmeye başladım, kendisinin üslubu ve tarzı da sık sık yazmak üzerine beni harekete geçirdi. Şu anda hem okumada, hem yazmada eskisine göre daha aktif olmamı kendisine borçluyum yani. Lakin bu yazıyı yazdığım dönemde son okuduğum 3 kitap sevgili Boysan’ın yazdığı kitaplardandı, o yüzden üslubum da bir nebze kendisine çekerse, bir süre başka kitap okuyana kadar idare ediniz. Sık sık “müstesna” kelimesini kullanmaya başladıysam, üslubum oradan etkilenmiş demektir.</p>
<p>Beni tanıyanlar ya arkadaş-tanıdık çevremdendir, ya da hayatında bir miktar <a href="http://www.boodergi.com">Boo! dergisi</a> okumuş insanlardandır. Bu iki küme dışında kalan insanları “Hakkımda” başlıklı yazıya davet ediyorum.</p>
<p>Blogda yazacağım şeyleri beni tanıyanlar aşağı yukarı tahmin ediyordur. Benim için bir tutku, hatta hayatımın vazgeçilmez parçalarından biri haline gelmiş olan heavy metal üzerine şeyler yazacağım. Bilgi olur, haber olur, hissiyat olur… Fark etmez, blog burası. Serbestiz. 3-4 yıldır nail olduğum DEFOT sayesinde fotoğraf hakkında yer yer (altını çiziyorum, yer yer) ukalalık yapabilecek kadar bilgi ve fikir sahibi oldum. Bu ukalalıklarımı yazıya dökmeyi düşünüyorum. Yaklaşık 1991-1992 senesinden beri bilgisayar ve teknolojinin içinde olmam uyarınca, bu konularda da yazacağım kaçınılmazdır. Teknolojideki yenilikleri şu aralar yeterince takip edemezsem de en azından nostalji yapar, bu genç yaşımda dinozorluk taslarım. Bunların dışında hayatımda iz bırakan nesneler, eşyalar, kişiler ve olayları da kafama estikçe yazacağım. Site başlığının altında “kişisel alan” dedik ya, boş yere kullanmış olmayalım.</p>
<p>Son olarak hayali bir meraklı arkadaş şöyle orta sıralardan bir soru yöneltmiş olsun: Neden blog? Çünkü efendim, üniversiteye girdiğimden beri sürekli ileride alternatif meslek olabilecek şeyleri kovaladım durdum. Tiyatro, fotoğraf, dijital sanatlar, hatta bir ara müzik bile bunların arasındaydı. Hiçbirinin hayrının dokunmayacağını anladım meslek adayı olarak. Kalanlardan öne çıkanlarsa bilumum (veya bazı) (tekrardan tek tek saymayayım şimdi) dergi yayını işleri, bir de yazı yazmak. İlki için; 4 yıllık Boo! macerasından sonra yorgunum, biraz kafa dinlemem lazım. İkincisi, yazı yazmak ise tam aradığım şey; kafa dinletici bir etkinlik. Ama tek başımayken, konu ve biçemde tamamen serbestken. Bu blogun temel amacı, 4 yıldır Boo! dergisinde yazdıkça gelişen yazı dilimin gelişmesini devam ettirmektir. Okunup insanlara ulaşması 1-2 plan daha arkada kalan amaçlardır. Zaten insanlara ulaşma işini pek beceremiyorum, o amacı geriye çekerek en azından okunmadığımda üzülmemiş olacağım :P Boo! dergisindeyken karalar bağlıyordum yahu, azıcık okunuyoruz diye.</p>
<p>Seçtiğim alan yazı yazmak olunca, zamanla burası bir nevi portfolyo sitesine de dönüşecektir, tabi ki yazı üzerine. Elbet amatör çektiğim fotoğrafları da burada sergilerim, Guitar Pro’da yazıp kaydettiğim yarım kalan besteleri günün birinde tamamlarsam buraya koyarım. Keza başka çalışmalar olursa… “Kişisel alan” diyorum ya, iki etti bak bu.</p>
<p>Bazı kitaplar abartıp 4-5 tane önsöze sahip oluyorlar ancak ben de fazla mı uzattım ne? O zaman burada kesip diğer yazıların önünü açalım bakalım. Hadi bana iyi yazmalar, burayı takip edenlere iyi okumalar :)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.alperdemirci.com/onsoz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

