<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Adnan:Alper:Demirci &#187; Fotoğraf</title>
	<atom:link href="http://blog.alperdemirci.com/kategori/fotograf/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://blog.alperdemirci.com</link>
	<description>Internet günlüğü, kişisel alan.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 18 Nov 2010 22:59:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Fotoğrafsal Vukuatlarım</title>
		<link>http://blog.alperdemirci.com/fotografsal-vukuatlarim/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=fotografsal-vukuatlarim</link>
		<comments>http://blog.alperdemirci.com/fotografsal-vukuatlarim/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Jan 2010 13:12:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Alper</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[anı]]></category>
		<category><![CDATA[defot]]></category>
		<category><![CDATA[dijital fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[filmli fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[zenit]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.alperdemirci.com/?p=34</guid>
		<description><![CDATA[Dışarıdan bakan biri benim fotoğraf mefhumuyla pek içli dışlı olduğumu söyleyemez. Hatta gelse odamı karıştırsa, 3 küsür yılda topu topu 10-15 küsür makara çektiğimi görse, kazara Zenit&#8217;in içini açsa, aylardır içeride duran filmi yaksa (ne çektiğimi unuttuğum için dövemem de o dışarıdan bakanı) &#8220;ohoo bu adamın fotoğrafla alakası yokmuş hadi gidelim&#8221; der muhtemelen. Hal böyleyken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dışarıdan bakan biri benim fotoğraf mefhumuyla pek içli dışlı olduğumu söyleyemez. Hatta gelse odamı karıştırsa, 3 küsür yılda topu topu 10-15 küsür makara çektiğimi görse, kazara Zenit&#8217;in içini açsa, aylardır içeride duran filmi yaksa (ne çektiğimi unuttuğum için dövemem de o dışarıdan bakanı) &#8220;ohoo bu adamın fotoğrafla alakası yokmuş hadi gidelim&#8221; der muhtemelen. Hal böyleyken ne demeye yukarıda kategoriler arasında &#8220;fotoğraf&#8221; yer alıyor? Birden fazla yazı yazabilir mi fotoğraf hakkında, bu üç kişilikli şahsiyet? Neden olmasın azizim, bekle gör işte! Bu yazıda fotoğraf üzerine düşüncelerimi yazacaktım ama, onu sonraya bıraksam daha iyi olacak. İçimdeki sesler geçmişte fotoğrafla ilgili yaptığım şeyleri özeleştirmem konusunda bastırıyorlar! O zaman ben işe hayatımın fotoğraf çekmekle çakıştığı kısmı anlatayım, zaten fotoğrafa olan ilgimin neredeyse tamamı birer vukuat :P</p>
<p>Şu anda sahip olduğum yegane fotoğraf makinesi Zenit, benim küçüklüğümden beri yanımdaydı ancak o zamanlar benim ellerimden ziyade, babamın ellerindeydi. Söylentilere göre 80&#8242;lerde fotoğraf çekip, filmleri kendisi yıkarmış. Üstelik kendi ekipmanıyla! Bunu duyduğumda artık çok geçti, bodrumda farelere, haşaratlara ve bakterilere yem olmuş olmalı o malzemeler. Böylece küçüklüğümde fotoğraf çekme eylemiyle pek alakam olmadan sene 2004&#8242;e geldiğinde, bir adet ufak sayısal fotoğraf makinesi olan, Canon A60 almıştık. İlk başta ailenin ortak eşyası gibi görünse de, zamanla benim elime kalmıştı. Ben de bütün ayarlarını kurcalayıp çat çut çekmeye başlamıştım. Sarf olan tek şey şarj, çek hafıza kartı dolana kadar.</p>
<p>Ne yazık ki her eline fotoğraf makinesi alan genç gibi, ben de havaya girmiştim. &#8220;Ben san&#8217;at fotoğrafları çekiyorum&#8221; diye ortalarda dolaşıp, saçma sapan çayır çimen, börtü böcek, lamba, araba ve bilumum eşya çekiyordum. Olayın daha beteri, bunları fotoğraf makinesini almadan birkaç ay evvel üye olduğum <a href="http://slayerrrr.deviantart.com/" target="_blank">Deviantart</a>&#8216;a yüklüyordum. Bunu yapan milyonlarca insan var, ama şimdi düşününce utandım kendimden doğrusu. Hiçbir şey ifade etmeyen, dandik çekilmiş fotoğraflar yükleyip yorum favori falan beklemek&#8230; Öyle çekmek sorun değil de, işte paylaşıp beğeni toplayacağını düşünmek sorun.</p>
<p>Sene 2005 olunca üniversiteye kapağı attım, ama ilk yıl tiyatro topluluğuna üye olunca 1 yıl daha fotoğraf konusunda durduk yere aynı şekilde takılmaya devam ettim. Canon A60 ile çat çut çektiğim dönemde yaptığım tek hayırlı iş, otomatik modda çekmemek oldu sanırım. Diyafram ya da enstantane öncelikli de çekmiyordum. Işığın durumuna göre iki ayarı oynaya oynaya uygun bir şey yakalamaya çalışıyordum. O anda farkında olmasam da ileride bu baya işime yarayacaktı. Ama oraya gelmeden evvel sene 2006 olsun, nihayet <a href="http://www.defot.org" target="_blank">DEFOT</a>&#8216;a katılayım. 6 hafta fotoğraf teorisi, ardından birkaç hafta da karanlık oda işleri öğreneyim. Zenit&#8217;e de gün doğsun bu vesileyle. Fotoğraf çekme eylemim bir anda çağ atlamamıştı ama artık daha bir şeyler biliyordum. Kompakt dijital makinayla fotoğraf çektiğini sananlarla kendi içimden dalga geçiyordum. DEFOT&#8217;tan kazandığım şeylerin başında gelen &#8220;fotoğraf yobazlığı&#8221; daha ilk yılımdan kendisini gösteriyordu. Dijitale karşı bir adamdan saymamazlık, &#8220;fotoğraf çekmek mi bu yahu!&#8221; diyerek aşağılamalar falan&#8230; Hala öyle sayılırım gerçi de, en azından mesleğini yapan adama &#8220;dijital dediğin fotoğraf değil ulan, filmle çekeceksin dedimm!&#8221; diye kızmıyorum artık :P (hobi maksatlı çekenlere de öyle kızmıyorum yahu, nefret etmeyin benden)</p>
<p>Olay karıştı, biraz toparlayalım. İşte, 2006-2007 eğitim öğretim sezonunda babadan kalma Zenit ile, kompakt dijital taraflarından filmli fotoğraf taraflarına geçiş yaptım. İlk çektiklerim arasında renkli filmler de vardı, o yüzden fotoğrafçı dükkanına yıkatmak ilk etapta alışkanlık oldu. Yıkatmışken taratıyordum da. Ancak bir keresinde siyah beyaz bir filmin taraması berbat, otomatik kesim yerleriyse alakasız olmuştu. DEFOT&#8217;taki umumi tarayıcı da hem çok yavaştı, hem de başı kalabalık olma ihtimali yüksekti. Bu nedenle film tarayabilen bir tarayıcı almam gerekli görünüyordu. Babama bu gerekliliği söyledim ve hayatımda modeline ve özelliğine en karışmadan sahip olduğum donanım olan Epson V100 model tarayıcıyı aldık. Fotoğrafçının tarayıp rezil ettiği fotoğraflar şimdi hakikaten daha bir bir şeye benziyordu. Doğrusunu söylemek gerekirse millet filmlerini zırt pırt bana taratıp durmasın diye etrafa tarayıcı aldığımı hiç söylememiştim. O sezon çömez olduğum dönemler zaten, &#8220;höt! olmaz&#8221; deme şansım da yok. Bu da böyle bir itirafımdır sevgili DEFOT ahalisi, eğer aranızdan bu yazıyı okuyan varsa.</p>
<p>Zaman içinde Zenit&#8217;i gitgide biraz daha tanımaya başladım. Mesela makineyi kurup, öyle kurulu halde dakikalarca bırakınca perdenin biraz ışık geçirdiğini fark ettim. Bu yüzden bir keresinde bir makaramdaki tüm kareler yandan hafif yanık çıkmıştı. Ondan sonra makinenin içine taktığımız pilin ne halta yaradığını çözmeye çalışırken, başkasının Zenit&#8217;ini inceledim. Bir de ne göreyim! Vizörde kenarda ışıklı numaralar yazıyor! Benim Zenit&#8217;in modeli o değildi ve aynı işlevi aşağı yukarı inip çıkan bir tel parçası üstleniyordu, ama tabi ki sağlam olanında. O gün pozometre denen kavramla tanıştım ve benim makinemde bu özelliğin çalışmadığını anladım. İşte, Canon A60 ile geçirdiğim dönemin tek faydasını da burada görmüş oldum. Bu sayede zaten Zenit&#8217;e değerleri kafadan veriyordum, ondan sonra da öyle vermeye devam ettim. Baya da iyi çıkıyordu filmler yıkandıktan sonra, kafadan verdiğimi düşününce.</p>
<p>Şahsımı bir ekipman manyaklığı sarmıştı. İlk olarak yine babamdan kalan kafa flaşını kullanmaya yeltendim. O dönemler gediklisi olduğum <a href="http://www.sosyomat.com/" target="_blank">Sosyomat</a> <a href="http://www.sosyomat.com/etiket/sosyomat-izmir-bulu%C5%9Fmas%C4%B1" target="_blank">İzmir Buluşmaları</a>&#8216;nın bir tanesinde o gece anı fotoğraflarını Zenit&#8217;le çekip herkese hava atayım demiştim, ortam karanlık olduğundan flaşı da takıp kullandım tabi. Daha sonra o filmi hevesle yıkayıp tanktan çıkardıktan sonra gördüm ki, fotoğrafların sadece dörtte biri pozlanmış. Fotoğraf konusunda ilk defa üzüldüğümü hatırlıyorum, tüm kareler kenardan yanık çıktığı zaman bile bu kadar üzülmemiştim. Böylece enstantane hızını ayarladığımız döndürgecin üzerinde 30&#8242;un yanındaki X&#8217;in anlamını öğrenmiş oldum. Ben bütün gece 1/125 saniye hızında çekmiştim flaş çok patlar diye, ancak enstantane hızının 1/30&#8242;da sabit olması gerekiyormuş. O &#8220;X&#8221; harfi, &#8220;flaş bu hızda kullanılır&#8221; manasındaymış. Tabi bunu öğrendim de ne oldu, bir daha hiç flaş kullanmadım Zenit&#8217;te (şimdi hatırladım ama, tek tük kullanmıştım).</p>
<p>Ekipman manyaklığına bir de 28 mm objektif alarak devam ettim. Neredeyse 70 lira kadar kazık yiyordum ki, o sırada pasajın önünden geçmekte olan Jun (kim?) adlı arkadaşıma denk gelince hemen tavsiyesini sordum, onun yardımıyla 120 yerine 50 liraya bir adet 28 mm objektif sahibi oldum. Böylece artık sıkışık yerlerde de fotoğraf çekebilecektim! Olayı daha da ilerletip yüksek odak uzaklıklı objektiflerden (dolayısıyla büyüten) (mümkünse teleobjektif) de alacaktım ama bir türlü denk gelmedi. Sonradan zaten fotoğraf hakkında bir daha o kadar hırslı ve hevesli bir dönem geçirmediğim için yaklaştıran objektif mevzusu yalan oldu.</p>
<p>Ohoo bu yazı çok uzadı, ben iyisi mi buna 3-5 gün sonra ikinci bir bölümle devam edeyim. Görüşmek üzere.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.alperdemirci.com/fotografsal-vukuatlarim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

