Adnan:Alper:Demirci

Internet günlüğü, kişisel alan.

III. İzmir Rock Festivali İzlenimleri

III. İzmir Rock Festivali Afişi

III. İzmir Rock Festivali Afişi

İlki 2004, ikincisi de 2005′te yapılmış olan bir festivalin üçüncüsü nihayet 16-17 Ekim 2010 tarihlerinde gerçekleşmiş oldu. O zamanların bir kısım (özellikle dişi) metalcisi “eskiden dinlerdik”çi oldu, bırakmayanlar dinozorluk adına birkaç adım daha kat etti, arta kalan boşluğu da bir yenilenen kuşak doldurdu. Böylece bilhassa ilk gün hiç de fena katılımlı olmayan bir organizasyon gerçekleşti. Birkaç grup “Türkiye’deki en iyi seyirci İzmir’de” tarzı şeyler söyledi, 40 yılda tek kere konsere giden bir vatandaş olarak ben de inandım. Aynı şeyi gittikleri başka iller için, başka illere göre değiştirerek söylüyorlarsa bilemem :P

Ben genelde en başından “benden günah gitti” demeyi seviyorum, bilmediğimi saklayıp bilmiş bilmiş yazmaktansa… Bu yıl üniversite bitecek, gittiğim ilk metal konseri geçen yılki Quo Vadis geldiğindeydi (30 Nisan 2010). İkincisi Unirock 2010, bu ise daha izlediğim üçüncü metal etkinliği. Ayrıca uzun zamandır 2-3 istisna haricinde yerli gruplardan sadece dinozor olanlarla ilgileniyorum (Kronik, Metalium, Dr. Skull, Hazy Hill diye gider), 2000′lerde kurulanları sadece ismen ve tarzen tanımam söz konusu. Konserden önce çoğunu MySpace adresinden bir miktar dinledim ama koca festivalde Gates of Eternity haricinde tek bir şarkısını bildiğim grup yoktu! GoE’nin de basçısı sınıf arkadaşım zaten, oradan geliyor yakınlık :P Yani grupları isimden ve tarzdan öte fazla tanımayan birinin yorumları yer alacak aşağıda. Sıkılmayacak olan okusun… Sıkılacak olanlar en aşağıya inip özet maiyetinde ödüllere bakabilir.

İlk Gün
İlk gün öğlenden bir miktar işim vardı, o yüzden mekana geç geldim. Üstüne giriş çıkış yasağı olduğunu öğrenince karın doyurmaya gittim, bu nedenle DreamForge ve The Trusted kaçmış oldu. İçeriye girdikten birkaç dakika sonra Mosh Pit Project sahneye çıktı. İçi dışı bir olan İzmirli bir grup. Kendi tayfasını da getirmiş, içeride bir miktar Suicidal Tendencies havası esti :P Oldukça sağlam ve enerjik bir performansla kendi sürelerini güzel kullandılar.

MPP sahneden inince bütün gün tek başına takılacak olmanın bilinciyle oturacak bir yer bakmaya başladım. Balkonu kulise çevirdikleri için Quo Vadis konserindeki gibi “balkon metal” yapamamaya üzülürken, kenardaki kanepelerin birinden kalktılar, bomboş kanepe! En sevdiğim! Oturduktan bir süre sonra Insistence sahneye çıktı. Çok beğenilen, methedilen bir grup. Seyirci katılımı da fena değildi zaten. Vokalistleri yeniymiş sonradan öğrendim. Ama benim tarzım değil. Normalde dinlemeyeceğim grupları canlı dinlerken keyif alınabiliyormuş (30 Nisan’da ben bunu öğrenmiştim) ama bu sefer fazla bir ifade gelmedi bana. Ha millet çok güzel eğlendi o ayrı konu. Objektif değerlendirme olumlu.

Sırada kamyon metalin temsilcilerinden Black Tooth vardı. Bence seyircinin en iyi tepki verdiği grup oldu. Bunda elbette ki grubun geçmişinin ve performansının payı büyük. Mekan gözüme en çok bu konserde dolu göründü. Seyirciler arasında atraksiyonlar gırla gitti. Sahneye atlayıp beraber kafa sallayanlar oldu. Normalde sonlarda çaldıkları Walk adlı Pantera şarkısını bu sefer başlarda çalmaları seyircinin coşmasında çok etkiliydi, ortalık karıştı resmen o sırada. Yalnız vokalistin zaman zaman attığı çığlıklar çok fenaydı, kulak zarı sağlığım için suratımı ekşitmek zorunda kaldım. Oturan metal yapıyoruz ya! Batıyor o yüzden :P Ama sonra performanslarının yarısında oturduğum yerde ayağa kalkıp öyle izledim.

Kitle kurtlarını baya bir döktükten sonra sıra internet metalcileri tarafından şamaroğlana döndürülen Uludağlar mamüllerinden biri olan Moribund Oblivion‘daydı. Diğer gruplar hiç branda-poster işine girmemişken MO’nun branda çıkarması ilginç geldi ilk başta. Daha da ilginci, brandayı sahnenin önüne, en öndekiler haricinde görülmeyecek bir yere gerdirmeleriydi. Maksatları gerçekten bu muydu bilmiyorum ama sonradan çaktım köfteyi: Sahneye fırlayacak seyirci istemiyorlardı. O kadar seyirci de yoktu zaten. Bir önceki konserde tıklım tıklım görülen salonda bu sefer kenarlardaki birkaç insan ile en ön sıralardaki 15-20 kişi mevcuttu. İlk şarkının sonlarına doğru bir miktar insan daha gelse de en az seyircili konserlerden biriydi festivalde. Dalga mı geçiyorlar yoksa gerçekten hayranlıktan ötürü müydü bilmiyorum, şarkı aralarında kızlar “Bahadııııııııııııırrr” diye bağrışıyorlardı. İçlerinden bir tanesi Groza şarkılarından birini istedi bağırarak, 1 ay evvel Groza ile gelen Bahadır da “Geçen ay gelecektin” diye ayarı verdi. Müzikal olarak fena bir performans sergilemeyen MO, başka bir atraksiyon yaşanmadan süresini tamamladı.

Suidakra‘nın sırası… Sahneye adım attıkları anda farklarını belli ettiler. Aşşağılık kompleksine kapılmıyorum ama gerçekten bütün festivalde o dakikaya kadar çıkan bütün gruplardan çok daha fazla iyi sahne duruşu, rahatlığı ve samimiyeti sergilediler. İki şarkılık bir bis yapacaklardı ancak mekan organizasyona yamuk yaptığı için süre iyice kısıtlandı, bisi yapamadan sahneden indirilmek durumunda kaldılar. Ondan sonra after party olayı yalan oldu tabi, Karakedi çok az sahnede kalabilmiş. Ben o sıralarda otobüs eşliğinde eve dönmek üzere olduğum için olaylara şahit olamadım.

İkinci Gün
İlk günün sonunda neredeyse bütün gün oturmama, asgari düzeyde konuşmama rağmen sahne önündeki bütün atraksiyonlara katılmışçasına bir yorgunluk vardı üzerimde. Ama güzel bir uyku sayesinde ikinci güne dinç başladım. Bir miktar daha sosyal geçti elbet. Organizasyondan sevgili Alper Tunga ve Volkan’a, Mosh Pit Project tayfası elemanı ve yanlış hatırlamıyorsam UÇK Grind’ın ekip elemanına, Karakedi vokali Asena’ya, Gates of Eternity basçısı Türker’e ve İzmir’in dinozor metal tayfasından Kıvanç Abi’ye selamlar yolluyorum.

Yazının sonuna gelmeden selamlara geçtik, önce konserlerden bahsedeyim. Bugün konser kaçırmadım neyse ki, Erythrocyte mekanda bir (onların şarkılarını çalmasalar da) Holy Moses rüzgarı estirdi. Gitaristlerden biri çok iyi solo atıyordu ama şarkılar ilerledikçe sanki genellikle aynı kalıpları kullanıyor gibi geldi. Vokalistlerinin kız olması dünya çapında olmasa da Türkiye’de grubu kafadan orijinal bir yere getiriyor. Performans güzel ama şarkılarda o kadar efor sarf ettikten sonra hanım hanımcık anonslar yapması bir tezat oluşturuyordu. Biraz daha rock’n'roll anonslar istiyoruz! Exodus ve Six Feet Under coverları tanıdık şarkılar olarak dikkatimi çekti.

Ardından festivalin en pis metalcileri Rigor Mortis sahneye çıktı, 2 gündür brutal takılan festival artık guttural de takılıyordu! Şarkı aralarında ön sıralardan haykırılan küfürler olaya oldukça yer altı bir hava kattı. Onlardan sonraysa festivaldeki en tanıdık grup Gates of Eternity sahne aldı. Vokalist Seçkin saçlarını kestirmiş, yakında da askere gidecekmiş. Tipi oldukça değişik geldi, ama son izlediğimden beri sahne hakimiyetini kesinlikle çok daha geliştirmiş. Yerli gruplar arasında UÇK’yı görene kadar en iyi ön adam performansı diyordum. Seyirciyle iletişimi üst düzey. Bir gitaristlerinin solak olması sahnede güzel bir simetri yaratıyor. Türker de sahnenin dış tarafına değil, iç tarafına dönerek çalarsa daha başarılı olacağını düşünüyorum.

Six Magics çıktı sonra, kendimi çölde vaha bulmuş gibi hissettim! Normalde dinlemeyeceğim tarzda, kadın vokalli power metal yapıyorlar ama onca brutal vokalin arasında Ely Vasquez mekana güneş gibi doğdu! Müzik de MySpace’de dinlediğimden çok daha sağlamdı. Avrupa’daki henüz ikinci konserlerini vermişler (ilki Almanya’daymış sanırım). Oldukça memnun bir şekilde ayrıldılar. İyi ki de “yabancı grup illa ki en son çıkar” prensibine kurban gitmedi.

Ondan sonra sahneyi UÇK Grind aldı, 2 gündür daha ilk defa bira içtiğimden midir, en keyifli dakikalar bu konserdeydi. Müziklerini ilk defa dinliyordum ve çok beğendim. Sanırım iki gün boyunca Türkçe şarkı söyleyen tek grup onlardı. Tanju Can’ın sahnedeki enerjisi muhteşemdi. Saygılar…

UÇK’dan sonra uzaktan gördüğüm standa gittim, onların CD’lerini mi satıyorlar diye, Affliction‘ınmış. Bekleyince onlar da çıktı. Yorgunluk belirtileri yüzünden bir oturan metal de onlarda yaptım. Silüeti Kerry King’e oldukça benzeyen vokalistleri dikkati çekti, sağlam bir giriş yaptılar. İkinci şarkıdan sonra daha iyi izlenim edineyim diye ayağa kalktım, ondan sonraysa organizasyon anons yapıp festivali burada bitirdi.

Aksaklıklar Üzerine Yorumlar
Öncelikle organizasyon kötü niyetli değil kesinlikle. Oluşan aksilikleri onlara yıkmaya çalışanlar sakin olsun. Ama organizasyonun da bundan sonra ileri görüşlülük üzerine daha fazla kafa patlatması bu kızgın tayfanın daha az ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Mesela Noxx’un riskli bir mekan olduğu söyleniyordu sürekli. O riskler de kendini gösterdi zaten. Anlaşılan sürenin çok altında “hadi toparlanın bakalım” dediler. Zaten kağıt üzerindeki program sarkmıştı, o artık en iyi organizasyonda bile olmazsa olmaz. Bitiş süresi de aşağıya çekilince yarıda kesilen konserler, gerçekleşemeyen performanslar oldu. Bunun gibi durumların öngörülmesi halinde festival kadrosuna en baştan 1-2 grup daha az katılabilir, açılan boşluk bu tip aksaklıkların olmaması için kullanılabilir. Eğer zaman sorunu ortaya çıkarsa en azından bu aksaklıkları yönetmek daha kolay olabilir.

Bir başka sorun da 18 yaş sınırında yaşandı. O konuda fazla bir yorumum yok, ama sanırım yine mekanla organizasyon arasındaki bir anlaşmazlıktan yaşanmış olsa gerek.

Son olarak gruplardan kaynaklanan sorunlar vardı ki, bunlar elde olmuyor elbette. Suudi Arabistan’dan gelen Wasted Land ailevi sağlık sorunları nedeniyle festivalden önce geri dönmek zorunda kaldı. Yanlış duymadıysam Murder King de sabah uyanamadıklarını söylemişler (Güncelleme: Yanlış duymuşum, organizasyonla Murder King arasında uzlaşma sağlanamayan bir mevzu ortaya çıkmış, o nedenle), gelememişler. After party ile beraber Razor da yalan olmuş oldu. Festivaldeki aksaklıkların en büyük mağdurlarıysa bence after party bileti alanlardı.

Ödüller
Kendi çapımda festivaldeki gruplara ödüller dağıtıyorum. Bir nevi üstteki 1200 kelimelik yazının özeti… Buyursunlar:

  • “Kusura bakmayın ama olsun, gönüllerdesiniz” ödülleri: DreamForge, The Trusted ve Karakedi
  • En iyi seyirci performansı: Black Tooth
  • En iyi sahne performansı: Suidakra
  • En iyi ön adam performansı: Tanju Can (UÇK Grind)
  • Dinozorluk faktörü hariç en iyi ön adam performansı: Seçkin Sarpkaya (Gates of Eternity)
  • Onca brutal vokalin arasında en orijinal grup: Six Magics
  • En “pis metal” performans: Rigor Mortis
  • “Ayıp ettik bir daha bekleriz” özel ödülü: Affliction
  • Müzikal beğeni şampiyonu: UÇK Grind

Son Yorumlar
Bu festival bana gösterdi ki, memlekette 80′ler heavy metali ölmüş azizim. Heavy metali geçtim, thrash metal bile rağbet görmüyor artık. Görse bile ona da brutal vokal yapıyorlar. Hoşlarına gidiyorsa bir şey diyemem ama bence Türkiye’deki thrash metal grupları kolaya kaçmasın, ses rengi hangisine gidiyorsa, temiz, kirli veya ekşi bir tarz denesin. Genel mesajımızı da verdikten sonra bir sonraki festivalde tarz yelpazesinin genişlemesini diliyorum. Death metal ve metalcore’a sıkışmayalım :P Geleneksel heavy de olsun, power da olsun, thrash de olsun… Hatta punk grupları bile olsun. Ama o zaman bu kadar kalabalık yakalanır mı, orası organizasyonların bileceği iş. Bize buradan konuşması kolay :) Pan Promotions’a bu festivalde gösterdikleri çaba için tebrikler, sonraki etkinliklerde aksaklıksız başarılar…


Etiketler: , , , + Kategori: H. Metal

Bir Yorum Girin