Günlüksel Düşünceler
Bu sefer yazacaklarım normalde yazdıklarımdan biraz daha farklı olacak. Bir aydan az bir süredir yürüttüğüm bu internet günlüğü üzerine sesli düşünüp, durum değerlendirmeleri yapacağım. Dolayısıyla biraz kişisel bir yazı olacak. Ama blog yazan ya da yazmaya yeni başlayacak olanlar için de ilham verici düşünceler olacaktır diye tahmin ediyorum. Yine de garantisini vermeyeyim tabi, şu anda tamamen doğaçlama yazıyorum. Normalde 1000 kelime civarını aştıktan sonra kendime şöyle bir “dur” derim, ama bu sefer bunu yapmayacağım. Gittiği yere kadar. Bu yazının amacı okunmak değil zaten, duyurusunu da yapmayacağım.
İşe istatistiklerden başlayalım. Blogdaki en eski yazı 1 Ocak tarihli olsa da, burayı ilk defa duyurup istatistik tutmaya başladığım gün, 12 Ocak’tı. O günden bugüne, bugün hariç, 90 farklı kişiden 127 adet ziyaret gelmiş. Sayfalara ortalama 1 dakika 40 saniye bakılmış. Anasayfa, kategori sayfaları gibi uzun süre durulmayacak sayfaları da hesaba katarsak güzel bir süre, insanlar okuyor demek ki. Grafik biraz testere şeklinde, yükselen kısımları yeni yazı yazdığım, dolayısıyla onları duyurduğum zamanlar gerçekleşiyor. Henüz arama motorlarının faydasını görmedim, 2.80,47 adlı albüm incelemesi blogumun aksine. Orası sadece arama motorlarıyla, ayda 120-130 ziyaret çekebiliyor. Bunda içerik miktarının ve çeşidinin büyük etkisi var tabi ki. İnsanlar muhtemelen albüm indirmek için arama yapıyor, ancak karşılarına albüm incelemesi çıkıyor. Ayrıca yabancı albümler yabancı insanların da aramayla oraya gelmesi demek, hiçbir şey anlamadan geri çıkması demek. Buranın arama motorlarıyla daha dost olması için değişik alanlardan içeriği genişletmem şart.
Bu internet günlüğü için şu andaki durumu “karanlık dönem” olarak nitelendiriyorum. Kötülemek için değil, hakikaten karanlıkta olduğu için. Burayı ve yeni yazılarımı henüz sadece tanıdığım insanlara duyuruyorum. Facebook’ta durum güncellemesi, MSN Messenger’da kişisel ileti ve FriendFeed‘de otomatik olarak gelen yazı bağlantıları… Bu sayede burayı ziyaret edenler şimdilik neredeyse sadece tanıdığım insanlar. Bu yazı yazıldığında bu siteye yapılan toplam üç yorum da tanıdığım insanlar tarafından yapıldı. İçinde bulunduğum dönemi “gizli yayılma” şeklinde adlandırabilirim. Burayı Twitter‘da duyurmuyorum çünkü orayı anasayfada “Ufak Günlük” bölümünde, mikroblog işlevini yerine getirmesi için kullanıyorum. O yüzden oradan bu sitedeki yazıları paylaşıp durmak saçma olurdu. Ne zaman tanıdığım insanların dışına çıkacak burası? İçerik biraz daha genişlediğinde ve yapılacaklar listesinde belirlediğim bazı gerekli düzenlemeler hallolduğunda duyurmayı düşünüyorum. Böylece “karanlık dönem”den başka bir döneme geçmiş olacak. Peki nasıl duyurabilirim bu blogu dışarıda? Herhangi bir foruma yazınca 1-2 gün içinde, hiç cevap almadan geri sayfalara düşecek konu. Takıldığım forumlara konu açmak gereksiz, ama tabi ki blog adreslerinin paylaşılması için açılmış konulara yazmamak olmaz.
İnsanın kendi blogunu yayabilmesi için oldukça katılımcı olması lazım. Denk geldiği ve beğendiği birkaç bloga içi dolu yorumlar yapması lazım. Bu şekilde süreklilik sağlanırsa blog yazarları arasında bir arkadaşlık da gelişecektir. Çevre genişleyecektir. Bu da daha çok kişiye ses duyurabilmek anlamına gelebilir. Kişisel bloglara düzenli sıklıkta, içi dolu yorumlar yapacak kadar sabır yoksa, Bildirgeç, Hafif gibi umumi blogları takip ederek oralara yorumlarla katkıda bulunulabilir, mesajın sonunda yer alacak olan imzaya blogun adresi verilerek çok olmasa bile azımsanmayacak ziyaretler alınabilir. Örneğin bir zamanlar Bildirgeç’i takip edip yorumlar yazardım, imzamdaki bağlantıdan Boo! dergisine gelen bol miktarda ziyaret oldu. Dolayısıyla imza özelliği olan, yorum sitelerine (bunlar forumlar da olabilir) aktif olarak katılmakta fayda var.
Siteye ilk defa giren kişilerin siteden haberdar olmasını sağlamak lazım. Sağ üstte ufak bir RSS butonu var ancak çok zor görüldüğü için sitenin trafiği yüksek olsa bile pek abone olan olmayacaktır. Onu sağdaki sütuna daha büyük şekilde kopyalamakta yarar var sanırım. Bir adet de FeedBurner olayı yerleştirmek gerekebilir. Bunları daha sonra düşüneceğim.
Biraz içeriğe göz atalım. Yuvarlak hesap yaparsak, blogu duyurduğumdan beri haftada ortalama 3 yazı yazıyorum. Bunlar pazartesi, çarşamba ve cuma günleri oluyor. Bu miktarı dörde, hatta beşe bile çıkarabilirim aslında. Hani karanlık dönemdeyim ya, ondan biraz ağırdan alıyorum diyelim. Toplamda 7 adet kategori tasarlamıştım, şimdilik 6 tanesinde yazı mevcut. Yedinciyi ekleyince yukarıya sığmayacak sanırım, ondan bazı kategori isimlerini kısaltmam gerekebilir, “H. Metal” gibi. Henüz kafama estiği konularda yazıyorum, bir defterin karşılıklı iki sayfasına yazabileceğim konu başlıklarını kategorilere göre ayırarak listeledim. Bazen oradan seçiyorum, bazen de orada olmayan şeyleri yazıyorum. Ama bir şekilde bu dağınıklıktan kurtulmam lazım. Bunun üstesinden belirli günlere belirli tarzlarda yazı yazarak gelebileceğimi tahmin ediyorum. Örneğin her pazartesi bir internet sitesi incelemesi yer alabilir (tahminime göre rağbet de görebilir). Çarşambaya bir inceleme/izlenim yazısı yerleştireyim, bu bir oyun olur, kitap olur, dergi olur, film olur, tiyatro oyunu olur… Perşembe günü boş olsun, okul zamanı 2 haftada bir sınav arifesi oluyor çünkü. Cuma günü eğitsel bir yazı olabilir, fotoğraf hakkında ya da yazılımlar hakkında. Cumartesileri genelde dışarıda oluyorum, ondan bir şey yazamam diye tahmin ediyorum. Pazar günleri de genellikle rahat geçtiği için o günler biraz daha ağır, araştırmaya dayalı yazılar yazabilirim mesela. Salı günü kaldı, onu da keyfim bilsin. Böyle bir plan yapılabilir, ama burası kişisel bir ortam, o yüzden bu plana mutlaka sadık kalınmalı diye bir şey yok. Ama bu şekilde daha düzenli gelişecektir diye tahmin ediyorum bu blogu. Birkaç ay içerisinde sağlam içerikli bir blog haline gelecektir. Ziyaretten ziyade, yazı yazmak konusundaki kişisel gelişimime önem veriyorum ama, yine de umarım yeterince düzenli takipçileri olacaktır. Ne olursa olsun, motivasyon açısından önemi yadsınamaz.
Bugünlük söyleyeceklerim bu kadar.
Etiketler: analiz, blog, plan + Kategori: Günlük