Adnan:Alper:Demirci

Internet günlüğü, kişisel alan.

Cepten Yeme Ritüelleri

Güya şu aralar tatildeyim, kafamı dinleyip zihnimi ikinci döneme hazırlamam gerekir. Ama bunu 3 haftadır bir türlü beceremedim. Buradaki blogu ele alalım. Final zamanında onca (birine hiç çalışmamakla birlikte 7 tane) sınavın arasında şakkıdı şukkudu yazılar yazabilirken tatile girdiğimde burayı boşlamamın nedeni neydi? Bilgisayara yaklaştıkça üretkenliğim mi azalıyor? Ne iş? Ne ayak?

Bilgisayardan uzaklaştıkça üretkenliğimin artması aslında düşününce yerinde bir tespit gibi görünüyor. Bilgisayardan azami düzeyde uzak geçirdiğim Aralık ayında kafamda yazılacak binbir adet yazı uçuşuyordu. Karşımda, çevreye saçtığım ve sürekli etkileşim içinde olduğum beyin dalgalarımı emen bir monitör yoktu. Teknolojiyle olan tek yakınlığım, 9 yıllık telefonum, 4.5 yıllık müzikçalarım, 1.5 yıllık PSP cihazım ve acil durumlarda el koyduğum, ablamın en az 6 yıllık dizüstü bilgisayarıydı. PSP’yi kırdırmadığımı, kendi internet tarayıcısının ne kadar dandik olduğunu, dizüstü bilgisayarlara bellek takviyesi dışında pek yükseltme yapılamadığını düşünürsek halimin teknol0jik açından nice olduğu belli olmuştur zannediyorum. Sonra Ocak ayı başında bilgisayarım geri döndü ama bu sefer sınavlar yüzünden şimdiki gibi 7-14 çalışmadığını düşünürsek (ortalama 10 saat uyuyorum) söylediğim teoriyi destekleyen bir durum oluştuğunu söyleyebiliriz. O dönemde Aralık ayındaki kadar yazılar kafamda uçuşmasa da, en azından 2-3 günde bir yazı çıkarabilecek durumda idim.

Aklıma şu anda bir başka teori daha geliyor: Okul ne kadar ağır olursa zihnim yazı yazmak için o kadar fazla çalışıyor. Okul zihnimi mi açıyor? Yoksa dersten kaytarmak için mi aklım yazılara gidiyor? Bunu ben bile net bir şekilde cevaplayamam ama sanki ikinci şık daha hakiki gibi geliyor :P Aralık ayındaki performansım hiç şüphesiz Ocak ayındaki finallerden daha önemliydi ve üzerimde daha büyük bir baskı oluşturuyordu. Bu esnada kağıda not almasam da kafamdan zibilyon tane yazı geçti, finallere gelince baskı varlığını sürdürse de biraz hafifledi, 2-3 günde bir yazdım. Tatile gelince de hiç baskı kalmadığı için bir serdim ki o seriş! Hmm mantıklı bu da.

Başka önerisi olan? Evet yine ben. Tatilin ilk iki haftası günlük hayatımda birtakım kişisel sıkıntılar yaşadım, bunlar üretkenliğimi etkilemiş olabilir. Kendimi oyuna verdim. Günde ortalama 2-3 defa 48 dakikalık NBA maçı yapıyordum. N’içün? Oyundaki takvimle gerçek hayattaki takvim tatilimin sonunda denkleşsin, böylece tatilden sonra oyunun gösterdiği tarihlerde oynayabileyim diye. Oyundan arta kalan zamanlarda gayet yazı yazabilirdim, ama bu sefer de başıma iş aldım. Boo!’nun içerikleri hazır 3 adet eksik sayısı vardı. Bunları hazırlamak boynumuzun borcuydu. Ali’ye kalsa işi gücü derken daha çok bekleriz diye tatil vakti ben tamamlayayım dedim. Hedefim her hafta 1 sayı bitirmekti ama, yine tutturamadım tabi ki. Şu yazıyı yazdığım sırada Temmuz sayısının yazıları yayına hazır, Eylül sayısının ise yarısının bittiğini söyleyebilirim. Ekim sayısının da güdük içerikli olduğunu düşünürsek Temmuz ve Eylül’ü bu haftasonu, Ekim’i de sonraki haftasonu yayına sokmayı planlıyorum.

Hah işte giderayak yine yedi beni Boo! dergisi. Bence yazı yazamamamın en büyük sebebi Boo!’nun yazılarını yayına hazırlamamdır. Ama şikayetçi miyim? Değilim, oyun oyun diye tutturmasam bu kadar sarkıtmazdım. Yalnız üstüne Genç Turkcell’in kampanyasıyla 180 liralık 3 oyunu 60 liraya aldım. Neler yapacağım bilemiyorum :F

Önümüzdeki en az 2 hafta blog için üretken davranamamaya devam edebilirim bütün bu saydığım şeyler yüzünden. O yüzden ilk başta soğuk baktığım cepten yeme olayına yarın başlıyorum. Yalnız bu olay niye geçen hafta aklıma gelmedi yav? Bundan önceki yazımı 1 Şubat’ta yazmışım ki o da rapor mahiyetli bir yazıydı. Ondan önceki yazı da 27 Ocak’ta yazılmış, o da rapor mahiyetli. N’oluyoz Alper? Söyle diğer kişiliklerin Adnan’a ve Demirci’ye, uyumasınlar! Ya da uyanmak için çok geç kalmasınlar. Yarından itibaren cepten yemeye başla. Ama 2 günde bir değil, günde bir yazı ekle ki aradaki boş gün fazlalığını kurtarmış olalım. İşi bilecen yeğenim.

Olay daha fazla monologa dönüşmeden burada keseyim, yarından itibaren birkaç gün eskiden Boo! için yazdığım yazılarla görüşmek üzere.


Etiketler: , , , + Kategori: Günlük

Bir Yorum Girin