Adnan:Alper:Demirci

Internet günlüğü, kişisel alan.

Bizimkiler

Bizimkiler

Bizimkiler

Benimle yaklaşık aynı dönemde doğup büyümüş kuşak bir bakımdan şanslıdır, bir bakımdan ise şanssızdır. Şanslıyız çünkü, 1990′larda bugünküyle karşılaştırıldığında binlerce kat daha karakterli televizyon programları ve dizilerine rastladık. Şanssızlığımızsa, o sıralar henüz bu yapımları tam olarak anlayabilecek yaşta olmayışımızdı. Bu durum elbette ki Türkiye’nin gelmiş geçmiş en uzun süre yayında kalan dizisi Bizimkiler için de geçerli. Son birkaç aydır “internetten cızzz” nimeti sayesinde diziyle yeniden haşır neşir oldum ve yıllar sonra nihayet yetişkin bir gözle izlemenin sağladığı gözlemleri bir kenara not almakta fayda gördüm.

Diziye dair okuduğum yorumlarda en çok karşılaştığım cümleler şunlara benziyor: “Ne güzel komşuluk ilişkilerini anlatıyordu”, “Sıcacık insanlar vardı”, “Dizi içimizi ısıtırdı” ve bunun gibiler… Çocukluktan hatırladığım Bizimkiler’i düşündüğümde bu yorumlara hak verebilirdim. Ama o zamanlar repliklere gülüyormuşuz sadece çocuk aklımızla. Şimdiyse karşımda bambaşka bir Bizimkiler var.

1950′li yıllardan itibaren Türkiye’deki bazı devlet yöneticileri ile büyük şehirlerdeki belediye başkanlarında bulunan “modernliğe özenme”, icraat olarak apartmanlaşmayı getirmiştir. Tabi batı kültüründen getirilmeye çalışılan birçok şeyde olduğu gibi bunu da eğreti bir şekilde, plansız programsız, alelacele uyguladığımız için apartmanlaşma konusunda ortaya çıkan sonuç, önlenemeyen iç göçlerle de birlikte, çarpık kentleşme olmuştur. Apartmanlar rastgele yerleşmiş, estetik ve rahatlıktan önce “nasıl daha çok daire sıkıştırabilirim de daha çok para kazanabilirim” mantığı ağır basmıştır. Daha kötüsü, bu apartmanlar boş arazilere değil, kent merkezindeki güzelim eski binaların yerlerine yapılmış, tarihi doku ve kimlik ortadan kalkmıştır. Bunlar işin görüntü boyutu. Bizimkiler’e ilham kaynağı olan şey ise, apartmanlaşmanın insani boyutudur. Haneler birbirine daha da yaklaşmış yaklaşmasına, ama insanların hayatları tam tersine birbirinden uzaklaşmış.

Şükrü ile Şevket

-Oğlum ben sana bu ihracata girmeyeceğiz demedim mi! -Olmaz abi, ben kararımı verdim...

Bizimkiler’in parmak bastığı olay en temelinde, apartman hayatına ayak uyduramamış toplumun başından geçenler. Başka daireleri rahatsız edecek kadar rahat davranmak, komşuların arkasından dedikodular çevirmek, bir süre sonra yüzüne bile laf edebilmek, birbirini sevmeyen insanların bir arada yaşamak zorunda olması, bu yüzden birbirini seviyor ve sayıyormuş gibi davranmaları… Bol miktarda çıkar ilişkisi, yüzüne gülüp arkadan konuşmalar, üst sınıfın altındakini ezme çabaları, dedikodu üstüne dedikodu…

Bizimkiler’de her bölüm bir gün demektir. Bölüm sabahleyin başlar, çoğu zaman en geç aynı günün akşamı sona erer. Bu yüzden olaylar pek ilerlemez, hatta kimi olaylar iki bölüm arasındaki boşlukta oldu bittiye getirilir, seyirci bundan bir sonraki bölümün diyalogları aracılığıyla haberdar olur. Olayların ilerlememesi sorun değil, zaten dizi de bir olay komedisi değildir. Durum komedisi de değildir. Karakter komedisidir Bizimkiler. Oldukça kalabalık kadrosuyla bir çok karakteri içerisinde barındırır. Her biri toplumun çeşitli kesimlerinin birer aynasıdır. Sabri Bey’den memlekette çok vardır mesela.

Sabri ile Ayla

-Duyuyor musunuz efendim saksafonun sesini? Sabri bey şuna daha fazla üflesenize!

Ve replikler… Bu diziyi unutulmaz kılan en önemli etken hiç kuşkusuz, neredeyse her bir karakterin kendine özgü birer repliğinin olması. Dizinin sona erişinden yıllar sonra bile hala akıllarda kalıp, dost meclisinde söz Bizimkiler’den açıldığında ortalıkta uçuşmayı başarıyorlar. Bunca yıl aynı sözleri işitmemize rağmen her pazar akşamı severek izlememiz ise hala nasıl olduğunu anlayamadığım bir başarı. Aşağıya bir kısmını sıralayayım, bunun üzerine topluca kafa yoralım:

Evli değiller mi, gezerler de, öpüşürler de öööyle yumuşak yumuşak… Teyze öpeyim! Halt! Dunkof! Patlatırım enseni! Nein Davut, yok ense patlatmak! Alaman bozuntuları, çıktılar yine dışarı. Koş Sevim, kavga var! Vay sayın abim, sen de mi çıktın dışarı? Elini kolunu oynatma komşum! Vatandaşa cart curt yok. Tak! Yok cart curt sayın abime! Anaaam katil! Buyruuun! Anaaaaam kaaatil geldi kaaatil! Vay yavru, katil amcan öpsün seni! Ne varmış giydiğimde Sabri bey? Çok geri kafalısınız! Ne dedik şimdi efendim! Pissst! Çekil sen de ayak altından pis musibet! Görüyor musun Ruknettin, damadın hayvana nasıl eziyet ediyor… Öpiyim babacım! Öpme öyle şapır şupur iblis, kırarım boynuzunu! Öyle öpülür mü adam aslanım, rahat bırak eniştemi nefes alsın önce. Amaaaan para kokusunu aldılar ya ondan yapışıyorlardır Halil Bey’e… Olur mu öyle şey Sultaaan’ım… Baba, arabayı alabilir miyim? Hayır! Peki sahip. Oh oh ne güzel efendim ne güzel, gözlerim yaşarıyor valla sizin şu aile bağlarınızı gördükçe. Konuşma öyle cıvık cıvık müdürüm afedersin! Bak hala burada mı duruyorsun sen, koş kahve yap! Azizim biz bir aile değil miyiz? Ne demiş şair… Raşit! Yine mi buradasın sen? Valla paralarım!

Ve en derin anlamlısı: Sevim koş, kaçırdın!

Sedat, Cafer ve Yavuz

-Birader, bu kabaklar niye küçük? -Bilmiyorum sayın abicim.

Bütün bu yazdıklarımdan çıkardığım sonuç nedir? Bizimkiler çoğumuzun hatırladığının aksine sevgi pıtırcığı bir dizi değil. Karakterlerin çoğu aslında birbirinden pek hoşlanmıyor. Takıntıları var, bu takıntılar dizide çatışmaya dönüşüyor. Dikkatli izlendiğinde toplumla ilgili önemli mesaj ve göndermeler içeriyor. Topluma ayna tutuyor. Bir de nostaljik değeri var günümüz insanı için. Bugün hayatımızda standart olan şeylerin o zamanlar olmaması veya yeni yeni hayata girmesini şaşkınlıkla izliyorum. Cep telefonu, bilgisayar, internet, televizyon formları, araba tipleri…

Bizimkiler üzerine derin araştırmaya girilse kalın bir kitap bile çıkarılabilir. Karakterlerin detaylı incelemeleri, aramızdan ayrılan oyuncular, meşhur apartmanın dünü-bugünü, dönemin şartları, daha önce değindiğim apartmanlaşma süreci ve bunun topluma etkisi, dizideki ince mesajlar, keşfedilen ilginç detaylar… Eski bölümlerini edinip izledikçe dizi hakkında birkaç yazı daha yazabileceğimin işareti bunlar.

Son zamanlarda dizinin Facebook sayfası oldukça hareketlendi. Meraklıları takip listesine alsın derim. Sayfa yöneticisinin duvara yazdıklarını araştırmakta da fayda var, belki de dizinin bölümlerini edinebileceğiniz bağlantılar falan bulursunuz kim bilir…


Etiketler: , , , + Kategori: Olay-Durum

2 Comments

  1. efsaneydi bizimkiler dizisi. çocukluğumuz sabri bey, baykuş cemil, kapıcı cafer le geçti. vay be yıllar olmuş :)

  2. eskisi kadar seneler güzel olmasada yeni zamanlarda o kadar kötü degil…

Bir Yorum Girin